“Siyasette Sözünüzün Değeri İtibarınız Kadardır”

Karabük Kent Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer sizin sözünüz millet nezdinde muteber değilse, noterden senet, bankadan çek de getirseniz bir hükmü olmaz. Ya demokrasi içinde mücadele etmesini öğrenecekler, ya da kendilerinden öncekiler gibi tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini alacaklar” dedi.

27 Mart 2015 Cuma 21:18
 “Siyasette Sözünüzün Değeri İtibarınız Kadardır”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karabük Kent Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. Töreninde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine verdikleri yüzde 65’lik destek için her bir Karabüklüye teşekkür ederek, vatandaşların desteğine layık olacağını ve hep birlikte yeni Türkiye’yi inşa edeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabük’te açılışı gerçekleşen toplam değeri 1 milyar 386 milyon liralık 26 ayrı eserin Karabük'e ve Türkiye'ye hayırlı olması temennisini dile getirerek, kentte açılışı yapılan hizmet, eser ve yatırımları tek tek sayarak, yatırımlarda emeği geçen kurum, kuruluş ve kişilere teşekkürlerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıllık hizmet sürecinde sadece Karabük'e 4 katrilyon liralık yatırımda bulunduklarını, Karabük'ün 12 yıl önceki haliyle şimdiki halinin karşılaştırılması halinde farkın açık ve net şekilde görüleceğini belirtti.

“KİLYOS SADECE BU BÖLGENİN DEĞİL, TÜM TÜRKİYE’NİN PROJESİDİR”


Karabük'te yürütülen Kilyos Projesi’ne de dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, birtakım hukuki engeller yüzünden geciken projeyi adım adım takip ettiğini kaydederek, “Kilyos sadece bu bölgenin değil tüm Türkiye’nin projesidir. Bu projeyi hayata geçirmekte kararlıyız” dedi.

ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100. YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ


Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın Çanakkale Savaşlarının 100. yıl dönümü olduğunu, 18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi’nin Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla kutlandığına işaret ederek, 24 Nisan'da da Kara Savaşları’nın 100. yılının, dünyanın dört bir yanından gelecek devlet, hükümet başkanları, bakanlarla kapsamlı şekilde yâd edileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Nisan'da İstanbul'da büyük bir Barış Zirvesi'nin toplanacağını, 24 Nisan'da da Çanakkale ve şehitliklerde törenlerin yapılacağını anlatarak, “25'inde Avustralya, Yeni Zelanda'dan gelen tüm dostlar, şafak ayinlerinde törenlerini yapacaklar. Bizim gençliğimiz de sabah namazını müteakiben şafak yürüyüşü yapacak. Sizleri, gençleri şimdiden Çanakkale'ye davet ediyorum” diye konuştu.

ÇANAKKALE SAVAŞLARINDA ŞEHİT DÜŞEN KARABÜKLÜLER


Çanakkale'nin kahramanları arasında Karabüklü birçok şehidin yer aldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Safranbolulu, Eflanili, Uluslu, Eskipazarlı, Yeniceli yani Karabüklü tüm kardeşlerimin dedeleri, büyük dedeleri var. Çanakkale’de en büyük kara savaşlarının yaşandığı Kerevizdere’de görev yapan 42. Alay var. Bu alay, daha önce Balkan Savaşı’nda, Hicaz bölgesinde, Çanakkale’den sonra da Kurtuluş Savaşı’nda çok büyük kahramanlık göstermiş, ‘gazi’ unvanı almış alaydır. Kerevizdere’de kendilerinden kat be kat güçlü düşman karşısında fedakârca savaşan bu alay bine yakın şehit, 2 bin 500’e yakın yaralı verdi. Bu alayın askerlerinin çoğunluğunu kimler oluşturuyordu biliyor musunuz? Bu alayın önemli bölümü Karabük’ten, ilçelerinden, bu bölgeden gelenlerden oluşuyordu. Savaş sonunda binlerce mevcudundan geriye 7-8 kişinin kaldığı bu alayın kahramanlığı gurur tablolarımızda biri olarak tarihteki yerini aldı. Bu millet ne büyük bir millet” diye konuştu. Bu Gazi Alay’ın kahraman askerlerinin torunları olan Karabük’e, Karabüklülere saygılarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin dedeleri, ataları, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı'nda  ‘Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda / Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda / Canı, cananı, tüm varımı alsın da Hüda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’ diyerek ifade ettiği şekilde gül bahçesine girer gibi onlar toprağa düştüler” dedi.

Bugün isimleri dahi bilinmeyen, pek çoğunun mezarı bile olmayan şehitlerin, milletin gönlünde ebediyete kadar yaşayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar şehitlik mertebesine ulaşarak hem bu dünyadaki hem de ebedi alemdeki en büyük makama, şana, şerefe, şehitliğe ulaştılar” dedi.

“İNSANIMIZIN YÜREĞİNDEKİ İNANÇ ASLA SOLMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de bugün, asla ümitsizliğe kapılmayan, canı pahasına mücadele eden, vazgeçmeyen ataların sayesinde özgür yaşandığını vurgulayarak, “Bugün olduğu gibi o günde mücadeleden korkanlar vardı. Çözümü kendilerince büyük güçler olarak gördükleri devletlerin kanatların altına sığınmakta görenler vardı. Osmanlı’nın, yenilgiler zincirinin artık kırılamayacağını düşünenler vardı. Bunlar kendi milletlerine, kendi ülkelerine olan inançlarını kaybetmişlerdi, ama Karabük’teki, Samsun’daki, Trabzon’daki, Erzurum’daki, Yozgat’daki, Konya’daki velhasıl Anadolu ve Rumeli coğrafyasının her köşesindeki insanımızın yüreğindeki inanç asla solmadı” diye konuştu.

“BİZİM ATALARIMIZ ZORLUKLARA BAKMADAN 7 DÜVELE MEYDAN OKUMAKTAN ÇEKİNMEDİLER”

Anadolu ve Rumeli insanının, Çanakkale’de, Kut'ül Ammare’de, Kurtuluş Savaşı’nda yanında Gazze’den, Halep’ten, Humus’tan, Kudüs’ten, Musul’dan, Kerkük’ten, Balkan ve Kafkasya coğrafyasının her köşesinden kardeşlerini gördüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerini güya aydın sanan birileri, işgale, mandaya razı olmuşken, bizim dedelerimiz, atalarımız şartlara, zorluklara bakmadan 7 düvele meydan okumaktan çekinmediler. Ne dediler: 'Ölürsek şehit, kalırsak gazi.' Cepheden cepheye koştular. Analarımız ne dedi: 'Git evladım git, ya gazi ol ya şehit ol.’ Biz böyle bir milletin evlatlarıyız. O evlatlar verdikleri mücadelenin o günün değil, bin yılın hesaplaşması olduğunu çok iyi biliyorlardı. Çünkü onlar bu mücadelenin basit bir kavga değil bir medeniyet davası, bir istikbal ve istiklal mücadelesi olduğunu çok iyi biliyorlardı” dedi.

Konuşmasında, Yahya Kemal'in “Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi / Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, / Gaalib et, çünkü bu son ordusudur İslam'ın” dizelerini yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet böyle inanmıştı, böyle inandığı için de Seyit Çavuş o zaman 250 kiloluk mermiyi 'ya Allah deyip kaldırıp, topa yerleştiriyor ve düşmanların en büyük gemisini Çanakkale’nin dalgalarına gömüyordu. Buralara öyle durup dururken gelinmedi. 'Nasıl kaldırır, 250 kiloyu nasıl kaldırır? İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür' mesele o. Bizim dedelerimiz, atalarımızın işte bu son ordunun şanlı neferleridir. Allah onlardan razı olsun, Allah mekânlarını cennet eylesin, Allah bizlere ve bizden sonraki nesillere onlara layık evlatlar olmayı nasip etsin.”

“DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE ÜLKESİNE GÜVENMEYENLER VAR”

Dün olduğu gibi bugün de ülkesine güvenmeyenlerin, milletine sırtını dönenlerin olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda azimle, kararlılıkla yürürken yollarına taş koymaya çalışanların, treni raydan çıkarmaya çalışanların olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aradan geçen 100 yıla rağmen Çanakkale'deki mücadelenin hala anlaşılamadığını, bunu anlamamış veya yanlış anlayanlar olduğunu üzüntüyle müşahede ettiğini söyledi.

“Ben, 42. alayın kahramanlarının çocukları olan, torunları olan tüm bu gerçekleri gördüğünüze, tüm bu oyunların farkında olduğunuza inanıyorum. Bakınız, benzer kaynaklardan beslenen iki ayrı yapı, Türkiye'nin son 10-12 yıldaki kazanımlarına saldırıyor. Kimi silahla, kimi molotofla, çatışmayla, huzuru tehdit ederek bunu yapıyor. Kimi de daha sinsice yöntemlerle, devletin içine sızarak insanların haklarını gasp ederek, en ulvi duygularını istismar ederek aynı gayeye hizmet ediyor, amaç aynı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların Türkiye'yi yeniden istikrarsızlığın, güvensizliğin, çatışma ortamının içine sokarak hedeflerinden uzaklaştırmanın gayreti içinde olduklarını, muhalefetin de bunlara çanak tuttuğunu söyledi.

“SİYASET BAŞKA, İHANET BAŞKA BİR ŞEY; HİZMET BAŞKA, HAİNLİK BAŞKA BİR ŞEY”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dikkat etmenizi istiyorum, dünyanın neresinde ülkemizin aleyhine, milletimizin aleyhine bir söz söylenmişse, bir iş yapılmışsa bu iki yapı ve muhalefet hemen peşine takılıyor, aynı şeyleri tekrar etmeye başlıyor. Hatta bu kadarla da kalmıyor, dünyanın dört bir yanında Türkiye karşıtı bildiriler yayınlatıyor, mektup yazıp ülkelerini oralara şikâyet ediyorlar. Yalancı gazetelere sayfa sayfa ilanlar veriyorlar, ülkemiz aleyhine. Neymiş, 'Türkiye'de özgürlük yokmuş.' Elinize, dilinize dursun, el insaf. Sırf Cumhurbaşkanı düşmanlığı adına, sırf Hükümet düşmanlığı adına kendi ülkesine ve milletine düşmanlık edenlerin safına katılmak, bu konunun içinde yer almak ne demek? Böyle bir şey olabilir mi? Altını delmeye çalıştıkları bu geminin içinde hepimiz birlikte yaşamıyor muyuz? Bu ülkenin gördüğü her zarardan bunlar da payına düşeni almayacak mı? Siyaset başka bir şey, ihanet başka bir şey… Hizmet başka şey, hainlik başka şey… Demokrasi başka, ülkeyi ve milleti bölmeye çalışmak başka şey” dedi.

“BÖLÜCÜLÜĞE ASLA RIZA GÖSTEREMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, “Şimdi onlar kaçıyorlar. Dosyalar açıklandıkça, bakıyorsunuz imamlarıyla beraber kaçıyorlar. Madem suçunuz yok, niye kaçıyorsunuz? Niye? Çünkü Pensilvanya’daki 1999'da öyle kaçtı. Davet ettim, gelmedi. Siyasete sonuna kadar saygımız var ama ihanete asla tahammülümüz yok. Biz bunların gerçekten hizmet ettiğini sanıyor, onun için de elimizden gelen desteği veriyorduk. Hizmet edene saygılıyız ama haine asla” şeklinde devam etti.

Demokrasi talebinin sonuna kadar arkasında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak bölücülüğe asla rıza gösteremeyeceklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aradaki çizgiyi karıştırırsanız, kendinizi mahşeri vicdanda hesaba çekilirken bulursunuz” dedi.

Cumhurbaşkanı olarak konumunun, Türkiye'deki 78 milyon insanın tamamının hakkını, hukukunu, savunmayı gerektirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Bunun için ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım. Kimseden de çekinmem. Ben bugüne kadar daima milletimin yanında oldum. Şimdi çıkmışlar diyorlar ki Cumhurbaşkanlığı yeminine aykırı hareket ediyor. Tarafsız davranmıyor. Kardeşlerim, ben bir partinin tarafı olduğumu ifade etmiyorum, milletimin tarafı olduğumu ifade ediyorum. Ama bunlar bunu anlamayacak kadar siyaseti de bilmiyorlar'' şeklinde konuştu.

“ÇÖZÜM SÜRECİ'NİN YANINDAYIM, ARKASINDAYIM”

Çözüm Süreci'ni başlatan ve bu aşamaya kadar getirenin kendisi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: ''Nasıl başladık buna? Demokratik açılım diye başladık. Bu birinci kademeydi. İkinci kademe, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak devam etti. Üçüncü kademe, Çözüm Süreci olarak devam ediyor. Ben Çözüm Süreci'nin yanındayım, arkasındayım hepsinden öte içindeyim. Bunun dışında olmam mümkün değil. Şimdi de diyorum ki elinde silah olanlar, eğer Çözüm Süreci konusunda samimiyseler IRA gibi onlar da silahlarını betona gömsünler. Ellerinde silah, Çözüm Süreci olmaz. Bununla kimseyi aldatamazsınız.''

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerine giderken silahlarla, mezraları, köyleri, beldeleri, halkı tehdit ederek parlamentoya girmenin demokrasi olmadığını belirterek, ''Bugün burada bir sorun varsa, sözlerini tutmayanlar, milleti aldatmaya çalışanlar varsa, elbette bunu çıkıp söyleyeceğim. Bunu milletim için söylüyorum. Milletimin huzuru için söylüyorum. Milletimin refahı için söylüyorum. Milletimin birlik ve beraberliği için söylüyorum. Çatışmadan, kandan, ölümden, acıdan, düşmanlıktan medet umanların, tüm onların karşısında tüm gövdemle durmazsam milletim ile aramdaki ahdin gereğini yerine getirmemiş olurum. Küçük hesaplarla hareket edenlerin, taşeronluğa soyunanların oyunlarını ortaya çıkarmazsak vazifemizi yapmış olamayız. Önce samimi olacaksınız, dürüst olacaksınız. Hesabi olmayacaksınız, hasbi olacaksınız, hasbi... Ama bunlar işte fırsat buldukça, bir şey üretemeyince, proje üretemeyince ne yapıyorlar, Cumhurbaşkanına laf söylüyorlar. Ben milletimle beraberim. Ama bunların kiminle beraber olduğunu gayet iyi biliyorum. Aynı şekilde paralel devlet yapılanmasıyla en büyük mücadeleyi yürüten birisiyim. Burada da bir sıkıntı görürsem elbette gerekli müdahaleyi, nereye kadar yapabiliyorsam yaparım. Ama şunu görmemiz lazım, buradan himmet diye topladıkları paraları diğer ülkelerdeki lobilere, Türkiye karşıtı bildiriler yayınlatmak, aleyhte faaliyetler yürütmek için kullananların oyunlarını tabii ki milletime ifşa edeceğim'' dedi.

“MİLLETİN İRADESİNE KARŞI DARBE PLANLARI YAPANLARLA, SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİM”

Milletin iradesine karşı darbe planları yapanlarla sonuna kadar mücadele edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu can bu tende kaldıkça mücadele edeceğim. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştıracak tüm büyük projelerin, ekonomiden dış politikaya kadar uygulanan politikaların hepsinde de 12 yıldır emeği olan bir Başbakan olarak, bundan sonra da hükümetimizin attığı bütün bu adımlarda yanlarında olacağım, olmaya devam edeceğim. Bu, asla bir partiden yana olmak değildir. Hükümet devleti yönetir, devleti temsil eder, ben de mademki şu anda Cumhurbaşkanıyım, onların yanında olmaktan başka benim daha keyif verici önemli görevim olamaz. Buralarda bir eksiklik, bir aksaklık, sapma gördüğüm zaman, gerekli uyarıyı arkadaşlarıma yaparım, bu da hakkım ve vazifemdir” diye konuştu.

“BU MİLLETE ÇOK ÇİLELER ÇEKTİRDİLER”

Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletten, ‘il il dolaşacağım’ ‘ülke ülke dolaşacağım, iş adamlarımızla beraber dolaşacağız’ diye oy istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: Niye? Bizim Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma hedefimiz var. Sağ olsun milletimiz ne yaptı? Yüzde 52 oy verdi. Karabük ne yaptı? Yüzde 65 oy verdi. Onun için,  sizlere ne kadar teşekkür etsem inanın o kadar azdır. Bu millete çok çileler çektirdiler. Biz gelirken dikkat ederseniz dedik ki, ‘4 temel taş üzerinde Türkiye’yi yücelteceğiz’; eğitim dedik, sağlık dedik, adalet dedik, emniyet dedik. Çünkü eğitimde ciddi sıkıntılar vardı, bu milletin evlatları çok zulüm gördü, okulların önünde çok çileler çektiler. Dediler ki; ‘senin başörtün var, giremezsin’. Okumak istiyorum. ‘Giremezsin’. İkna odalarına aldılar, dediler ki, ‘giremezsin’. Ve maalesef tabi aynı acıyı yaşamış bir baba olarak ben milletimin bu acısını hissetmeyeceğim de kim hissedecek? Kota koydular, katsayı getirdiler, öyle mi? Ne dediler? Sen meslek liselisin, imam hatiplisin, öyleyse al sana bir katsayı, bağladılar ayaklarına prangayı, istersen yürü, yürüyemezsin. Hamdolsun, şimdi bu prangalar koparıp atıldı mı? Şimdi katsayı var mı? Başörtü sorunu var mı? Herkes rahatlıkla okuluna gidiyor mu? Devlet dairelerinde de çalışıyor mu? Özgür Türkiye budur işte, budur. Sadece kendilerinin çizdiği bir çerçevede belirledikleri başlıklara göre hareket ederseniz özgürlük, ama bunun dışındakileri görmek yok. Hep şunu söyledik 12 yıl: Başı açığıyla, başı örtülüsüyle hepsi bizim kardeşimiz. Bakınız, Rabbimiz yaratılanları ayırmıyor, eşrefi mahlûkat derken, yaratılmışların en şereflisi, derken yaratılmışların en şereflisi kadın, demiyor, yaratılmışların en şereflisi erkek demiyor. Yaratılmışların en şereflisi insan diyor, ayrım yok. İşte bu ayrımı yapmaya kimsenin hakkı yok, onun için Yunus’un diliyle hep konuştuk, yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik ve bu yolda böyle yürüdük.”

“10 AĞUSTOS 2014, ESKİ TÜRKİYE’NİN GERİDE KALIŞININ MİLADIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Ağustos 2014’ün eski Türkiye’nin geride kalışının miladı olduğunu. Artık yeni Türkiye yolunda ilerlendiğini, yeni Türkiye için yeni anayasa ve onunla birlikte başkanlık sisteminin ertelemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülke, ah benim Karabüklü kardeşlerim, bu ülke herkesin verdiğinden 5 fazlasını vaat edip kendisini 5 sente muhtaç edenleri unutmadı. 2002 yılında bu ülkede emeklilerimiz ne alıyordu biliyor musunuz? 65 lira, 150 lira, 250 lira alıyorlardı, bilhassa Bağ-Kur’lunun, SSK’lının emekli maaşıyla geçinebilmesi neredeyse hayaldi, hatırlayın o günleri. Tabii hafıza-ı beşer nisyan ile malul, bunlar hemen unutuluyor. Biz emekli maaşlarını işte bu seviyelerden aldık, bugün ortalama emekli maaşı, ortalamayı söylüyorum bakın, bin 100 lira olduğu bir düzeye getirdik, ortalama. Yeterli mi? Değil. Türkiye güçlendikçe, Türkiye büyüdükçe, Türkiye zenginlikçe bundan emeklilerimiz de paylarına düşeni alacaklardır. Bunun için daha çok çalışmaya, daha çok yatırıma, daha çok üretmeye, daha çok ihracata ihtiyacımız var. Ama bakıyorum birileri meseleyi yanlış anlamış. Ben proje geliştirin diyorum, bunlar hemen, affederseniz, palavraya sarılıyor. Ben millete gidin, diyorum, bunlar notere gidiyor, notere. Noter burada ya, millet, millete gideceksin millete. Siyasette sözünüzün değeri itibarınız kadardır. Bakın, sözünüzün değeri itibarınız kadardır. Eğer sizin sözünüz millet nezdinde muteber değilse, noterden senet, bankadan çek de getirseniz bir hükmü olmaz, öyle mi? Aynı şekilde ben başkanlık sistemi dediğimde de, hemen işi diktatörlüğe, tek adamlığa döküyorlar. Çünkü bunların kültüründe sadece o var, milli şeflik var. Seçimle, demokrasiyle, milletin gönlüne girerek, millete hesap vererek, bu milletin yönetilebileceğini akıllarına, hafsalalarına sığdıramıyorlar. Geçtiğimiz 12 yılda 7 seçim ve 2 referandumda kafalarını hep duvara vurdular, hala bunların öğrenemediler. Ama öğrenecekler, artık kaç seçim, kaç referandum sonra öğrenecekler bilmiyorum, ama öğrenecekler. Ya demokrasi içinde mücadele etmesini ve yapabiliyorlarsa kazanmasını öğrenecekler, ya da kendilerinden öncekiler gibi tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini alacaklar” dedi.

“TÜRKİYE DARBE DÖNEMLERİNİ, VESAYET DÖNEMLERİNİ ARTIK GERİDE BIRAKTI”

Türkiye’nin darbe dönemlerini, vesayet dönemlerini artık geride bıraktığını, yeni Anayasa ve başkanlık sistemiyle koalisyonlar, belirsizlikler dönemini de artık geride bıraktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Bu şekilde ülke olarak zamanımızı ve enerjimizi gereksiz yere heba eden çekişmelerden kurtulacağımıza inanıyorum. Güçlü bir başkan ve güçlü bir meclisle hedeflerimize daha hızlı yol alacağımıza, daha etkili sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Mevcut sistem, bizi ancak buraya kadar getirebildi, şimdi patinaj başladı. İşte bu patinajı sona erdirebilmek için başkanlık sistemi. Daha ötesi için nefes tazelememiz, onunla birlikte sistemi yenilememiz gerekiyor. 10 Ağustos’ta bu sürece girdik. Şimdi yapmamız gereken 7 Haziran’da bunu tamama erdirmek. Şöyle: 400 milletvekiliyle yeni anayasa ve başkanlık sistemi meselesini süratle halledebilirsek, 2023 hedeflerine ulaşmakla kalmaz, 2053, 2071 vizyonlarımızı da şekillendirmeye başlarız.  Kardeşlerim, bunun için tabii koşmak gerekiyor değil mi, bunun için çalışmak gerekiyor değil mi? Şimdi ben Karabük’e soruyorum; Karabük, yeni Türkiye’ye hazır mı? Maşallah. Karabük, yeni anayasayı istiyor mu? Karabük, başkanlık sistemini destekliyor mu? Karabük, 7 Haziran’da bu işi bitirmeye kararlı mı? Allah birliğimizi, beraberliğimizi, uhuvvetimizi güçlendirsin diyorum. Onun için tek millet diyorum, onun için tek bayrak diyorum, onun için tek vatan diyorum, onun için tek devlet diyorum.”
(TC Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesinden alınmıştır.)

    Yorumlar

Tümü Anket
İDAM yasası çıksın mı?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv