''Son Tabliye Gezicilere Gelsin''
Son tabliye Gezicilere gelsin

Milat-Ufuk Coşkun

2013 baharında “no pasaran” kışkırtmalarıyla ortalığı yakıp yıkan bir avuç serseri adına kurulan bir platform, kendini halkın(!) sözcüsü yerine koyarak Başbakan Vekili Bülen Arınç’la görüşme talep etmiş ve hükümetten 3.Köprü, 3.Havalimanı ve Kanal İstanbul gibi büyük projelerin durdurulmasını şart koşmuştu. Yere izmarit bile atmayan bir çevreci gelenekten gelen bu insanların o günlerdeki ağaç sevgisini bilmeyen yoktur! Erdoğan’ı devirmek için ne çok tahrikler yapıldı Gezi’de… Örneğin Can Dündar; “Ben böyle bir şey görmedim. Çocuklar var... Toma'nın önüne yatarım” türünden twetleriyle uluslararası camiaya mesaj üstüne mesaj gönderiyordu. Zalim sultana karşı cihada çağıran imamları bile vardı Gezi’nin! Bol küfürlü “Diktatör Tayyip!” sloganları, BCC ve CNN başta olmak üzere bir kısım dünya basınında Tayyip Erdoğan’ın diktatör olduğunun ve artık gitmesi gerektiğinin işlenmesi vs. Kısacası yazarların, sanatçıların, siyasetçilerin hükümeti devirme eylemine karıştığı bir operasyon vardı karşımızda. Tek şey istiyorlardı; Erdoğan gitsin Türkiye batsın! 
 

Bülent Arınç o buhranlı günlerde; “Kimisi sanatçı, kimisi halktan, kimisi yazar, kimisi çizer bu insanların İstanbul'un yeşil alanının AVM'ye dönüşmesine karşı çıkmalarını takdirle karşılamak lazım. Halka bir özür borcumuz var iyi anlatamadık” diyordu… Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise; Bütün düşünceler okunmuştur, görülmüştür, not edilmiştir ve mesajlar da alınmıştır. Bütün vatandaşlarıma bu vesile ile sevgilerimi sunuyorum ha bu arada demokrasi de seçimden ibaret değildir” türünden ince mesajlar yayınlıyordu. 7 Şubat 2016 tarihinde “Türkiye’nin bir numaralı meselesi seviyesizliktir” diyen ileri derecede akil(!) yazarların ise o günlerde esamesi okunmuyordu. Bugün kalkmış seviyesizlikten bahsediyorlar! Bereket versin Kabataş üzerinden Gezi’yi sulandırma ve çarpıtma girişimleri de netice vermedi. Velhasıl bugün seviyesiz, troll dedikleri insanlar o gün Gezi’de Erdoğan’ın yanında olmasaydı, Kazlıçeşme milyonlarca insanın “Dik dur eğilme bu millet seninle!” sloganlarıyla inlemeseydi, Türkiye elimizden gitmişti… Neyse bugüne gelelim.

 

Gezi’de çapulcu zihniyetin durdurulsun dediği ve iptalini istediği Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün son tabliyesi geçenlerde "Ya Allah, Bismillah" denilerek yerine yerleştirildi. Böylelikle '3. Köprü artık 2 beton kuleden ibaret' türünden sevinç çığlıkları atan ülke karşıtlarının hevesleri kursağında kaldı. Türkiye büyük projelerine hız kesmeden devam ediyor. Dünyanın en geniş, en uzun, en yüksek kuleye sahip olan asma köprüsünü tüm engellemelere rağmen diktik. Türkiye elbette bir avuç çapulcuya pabuç bırakacak bir ülke değildir. Bakınız bu öyle bir zihniyet ki Erdoğan’ın İbrahim Çeçen’den işçilere işlerini teslim etmelerinin sonrasında 3'er bin lira ikramiye sözü almasını bile tahammül edemedi. Bu güzel haberi bile “sadaka ver bunlara” şeklinde çarpıtarak verdiler. Bilirsiniz sosyalist hükümetlerin tarihi işçi kıyımlarıyla doludur. İşçi düşmanı bir zihniyettir bu! İşçilerin sosyalizmden kurtulmak için elektrikli tellere takılıp can verdiklerini, tüneller kazdığını tarih şahit olmuştur. Merak edenler “İşçileri sömüren ideoloji: Vahşi Sosyalizm” başlıklı yazımı okuyabilir. Kısacası bu ülkede PKK/HDP’nin Kürtlere ilgisi neyse bağnaz sol sosyalist grupların işçilere bakışı da odur.

 

FETÖ gibi yapılarla Türkiye’nin 2001’de olduğu gibi bir gecede yüzde 5 binlere, 6 binlere varan faizlerle boğuşan, zayıf bir ülke olması istendi. Oysa Erdoğan, bu çökük ekonomiyi 230 milyar dolardan 822 milyar dolarlık bir ekonomiye yükselterek yani 3.5 kat büyüterek onların istediğini yapmadı. O yüzdendir ki Erdoğan’dan alamadıklarını bugün “başkalarından” almak istiyorlar. Bakınız son 13 yılda Diyarbakır’a sadece eğitim alanında yapılan yatırım 810,6 Milyon TL. Diyarbakır’a toplamda 19 Milyar TL yatırım yapıldı. PKK’nın ise sadece Cizre’de 3 ayda yol açtığı zarar 4 Milyarı buldu! Toplamda yol açtığı zarar ise 15 Milyar! Birkaç yıl evvel sadece turizm alanında 8 ilde toplamda %84'lük artışların gözlemlendiği, halkın ekonomik durumun giderek düzelmeye başladığı bir zamanda PKK, Kürt illerini harabeye döndürdü. Okulları, köprüleri, yolları camileri talan etti. Özyönetim saçmalığı yüzünden hendeklerden zulüm fışkırdı. FETÖ-PKK ittifakı bölgede huzur bırakmadı.

 

2016 yılında dağda, eli tetikte, dünyadan kopuk bu nüfuzlu kesim kendilerine bağlı, bağımlı, itaatkâr, kontrol edilebilir bir Kürt halkını ancak özyönetim dayatmalarıyla/zulmüyle yönetebiliriz diye düşündü. Ama olmadı. Kürtler, savaşmak için tek geçerli neden söyleyemeyen bu bozuk insanların niyetini bizzat yaşayarak ve ne yazık ki bedel ödeyerek anladılar. O yüzdendir ki bugüne kadar yapılan 140 çağrıyı karşılıksız bıraktılar. Son umut olarak Cuma namazını bile kullanmak istediler lakin Kürt halkı cami yakan, peygamberimize hakaret eden, Kudüs’ü bile Müslümanlara layık görmeyen bu rezil siyasetçileri oradan da eli boş gönderdi. FETÖ, PKK, sol sosyalist kesimlerin tüm maskeleri düştü. Emin olun yakında içeriden gelen bu uzlaşmacı, koalisyoncu ama her halükarda Erdoğan karşıtı kesimin de maskesi düşecek. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.