Çözüm sürecine destek artıyor ...

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Milletin çözüm sürecine desteği hem sürüyor hem artıyor. Çünkü herkes çözüm sürecinin getirdiği barış ortamından memnun" dedi.

07 Şubat 2015 Cumartesi 08:28
Çözüm sürecine destek artıyor ...
 HDP'nin seçim senaryoları, barajı geçip geçemeyeceği ve çözüm sürecine ilişkin tutumunun sorulması üzerine Davutoğlu, "Sandık hiçbir hesaba gelmez. Sandık söz konusu oldu mu önceden plan yapanlar genellikle yanılırlar. O bakımdan ne olacağını hep beraber göreceğiz" ifadesini kullandı.

HDP'nin aldığı kararın sonucuna katlanması gerektiğini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bunu baştan söylemek lazım. Yani oyunun kuralları belli. Siz bu kurallarla seçime giriyorsunuz, oyuna giriyorsunuz. Başarılı olursanız, yani yüzde 10'u geçerseniz çok önemli bir başarıyla... Bu şartlarda HDP tabi kendi kararını alır. Ama etik olarak şunu yapmaması lazım. 'Ben burada başarılı olursam aliyyül ala milletvekilim 50'ye, 60'a, 70'e, neyse çıkar. Türkiye'de kritik oyuncu olurum'. Bu sonuç tamam başarırsın olur, biz de saygı duyarız. Ama o sonuca saygı duyduğun gibi başaramadığın takdirde çıkacak aynı sonuca da saygıyı göstermen lazım. Hayat risklerden ibaret. Risk alan tabir caizse ben hoşlanmam kumardan, büyük oynayan, büyük kazanları, kayıpları göze almış demektir. Bir meşruiyet tartışmasının buradan çıkmaması lazım."

Davutoğlu, HDP'nin samimi olması, seçim sonunda temsil ve meşruiyet tartışması yapmaması gerektiğini anlatarak, "Hesaplarını yapsınlar, kitaplarını yapsınlar ve ona göre de kararlarını alsınlar. Biz her şartta oyunun bu kuralları içinde mücadele etmeye hazırız. Eğer geçen sene daraltılmış bölge, dar bölge gibi teklifleri kabul etmişler de baraj ortadan kalkmış olsaydı o şartlara da hazır olurduk. Yani AK Parti'nin herhangi bir senaryoda hazırsızlığı yok.

Çözüm sürecini HDP'nin performansına bağlamak doğru değil. Neden? Çünkü çözüm süreci bir seçimlik süreç değil. Bir partinin de iradesinde olan süreç değil. Doğu, Güneydoğu Anadolu'da ülkenin her yerinde sadece HDP yok, sadece AK Parti de yok. Bütün bir milletin sahiplendiği bir süreç. Bana bir şeyler geliyor, anketler. Milletin çözüm sürecine desteği hem sürüyor hem artıyor. Çünkü herkes çözüm sürecinin getirdiği barış ortamından memnun. 6-7 Ekim olaylarında 3 günlük bir şiddet olayının neye mal olduğunu herkes gördü. Dolayısıyla şimdi çözüm sürecini kendi doğası içinde yürütmek gerekir. Seçimi kendi doğası içinde yapmak gerekir."

"Mızıkçılık yapmamaları lazım"

HDP'nin önünde üç yol bulunduğunu belirten Davutoğlu, "Ya bağımsız olarak yine girerler, o kendi bilecekleri. Ya parti olarak girer yüzde 10'u geçerler, yüzde 10'u geçmeleri halinde MHP gibi, CHP gibi siyasi bizim muhatabımızdır, oturur konuşuruz. Demin söylediğim anayasa konusu dahil olmak üzere. Bütün partilerle konuştuğumuz gibi onlarla da konuşuruz. Ya da o zaman giremezler, mızıkçılık yapmamaları lazım" diye konuştu.

"O zaman Ankara'da siyaset yapma imkanları kalmayacak, parlamentoda. Ciddi bir darbe anlamına gelmez mi" sorusuna Davutoğlu, şu yanıtı verdi:

"O zaman bu hesabı şimdiden yapacaklar. Nihayet o hesabı onlar adına biz yapamayız. Bu hesabı yapacaklar. Ama siyasette aldığınız bir risk sonucu giremediğiniz diye çözüm sürecini yok etmeye kalkarsanız veya bunu tehdit, şantaj aracı gibi görürseniz çözüm sürecini anlamamışsınız demektir. Yani çözüm süreci AK Parti'nin performansına bağlı bir şey değil. Olur ya bizim oylarımız düşse çözüm sürecinden vaz mı geçeceğiz? Hadi olur ya diyeyim bu sefer oylarımız yüzde 60'a, 70'e çıksa tek başımıza çok ciddi bir anayasal çoğunluğa sahip olsak, çözüm sürecine ihtiyaç yok, artık millet benim arkamda mı diyeceğiz. Hayır. Çözüm süreci önce ilkesel bir meseledir, demokratikleşme meselesidir. Türkiye'de herkesin kendi anadili, özgür vatandaşlık haklarını kullanmasıyla ilgili bir meseledir ve milli birliği sağlayan bir meseledir. Dolayısıyla bugünlerde de çözüm süreciyle ilgili olumlu işaretler var. Gayet güzel seyrediyor birçok gelişme. Ve önümüzdeki dönem bizim beklentimiz, iki yıl önce, 2013 nevruzda ilan edilen hani silahsızlanma, silahları bırakmaya dayalı ve siyasi mücadeleye dayalı süreçte daha somut adımlar bekliyoruz. Onu hep beraber göreceğiz, çalışılıyor."

HDP heyetinin İmralı'ya gidişine de değerlendiren Davutoğlu, görüşmelerin devam ettiğini, seçime gidilirken silahlı yöntemlerin reddedilmesi gerekliğini kaydetti.

"Bizim beklentimiz tam da seçime gidilirken, ülkede de tam da olumlu bir atmosfer varken net olarak silahlı yöntemlerin hepsini reddeden bir tavrın alınması. Ve silahın bırakıldığı, tehdit veya şiddet ortamının olmadığı bir döneme geçilmesi" diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu sadece sıradan bir eylemsizlik, ertelenen bir eylem ortamı değil silahlı bir yöntemden tümüyle vazgeçmeye yönelik bir çağrı. Birçok sürecin önünü açar. Üzerinde çalışılması gereken de budur. Bu olduğunda siyasal mücadele ortamına girildiğinde aslında o zaman o ortamda düşünüldüğünden de cazibe merkezi olabilir her parti. Yani HDP'nin böyle bir niyeti varsa yüzde 10'u geçme niyeti, tabi onlara akıl verecek değilim ama şiddet ortamını teşvik etmek yerine en barışçıl yöntemleri öne çıkarması lazım ki kendi dar kalıpları aşıp başka unsurlara hitap edebilsin."

Bölgesel Meclis konusunu da değerlendiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye'de hukuk düzeni dışına çıkılmasına izim vermeyiz. Kamu düzeni derken ben nevi hukukun içinde herkesin barış ortamında yaşayabildiği bir ortamdan bahsediyorum. Öyle bir defakto yani Türkiye Irak da değil, Suriye de değil, Ukrayna da değil. Kimse Türkiye'yi bir şeye sürükleyebileceğini düşünmesin. HDP'nin de bunu düşündüğünü sanmıyorum. Onlar da görüyorlar orada yaşananların nelere yol açabileceğini. Ama bu senaryolar ola ki dışarıdan birileri yapıyordur, birilerini maşa, piyon olarak kullanmaya kalkışabilir. Orada da HDP'nin kendisini ikna ettiği gibi Türkiye'nin her yerine hitap eden bir siyasi parti olarak görmesi ve öyle niyetlere önce onların set çekmesi gerekir. Onlar set çekmeyi bilmezlerse biz set çekmeyi biliriz. Onların set çekmesi Türkiye'de demokratikleşmeye katkı olur."

"Kişisel olarak HDP'nin parlamento dışı muhalefetinden daha çok parlamento içi muhalefetini desteklemez misiniz" sorusu üzerine Davutoğlu, "Tabi, HDP ile MHP'nin yan yana oturması beni çok heyecanlandırmıştı" yorumunu yaptı.

Kürtçe'yi hiçbir zaman yabancı bir dil olarak görmediğini, Türkiye'de yaşayanların Kuvva-i Milliye ruhundan kopmadığını dile getiren Davutoğlu, Yörük Türkmen ve Oğuz boyundan olduğunu, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananları bir Türk ve insan olarak benimsemesinin mümkün olmadığını söyledi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çözüm süreci önemli. HDP'nin de Meclis'te olasından ben rahatsız olmadım. Hani onlarla Meclis'te siyaset konuşmak, Meclis içinde müzakere etmek, tartışmak o çatı altında en doğru olandır. Orada tartışılmalı her şey, ortak kaderimiz orada tartışılmalı. Bu milletin gençleri dağlarda karşılaşmamalı, sokaklarda molotofkokteyli atan birileri ile onu durdurmaya çalışan güvenlik görevlisi olarak karşılaşmamalı. Halaylarda el ele, omuz omuza durmalı. Bunun samimiyetle gerçekleşmesine inanmasam bu görevi yürütmem. Bu gerçekleşir. Oturalım rahat konuşalım. İç güvenlik raporuna karşı çıkabilirsin. Getirin tartışalım ama sokağa çağrı yaparsanız, bunu Kılıçdaroğlu için söylüyorum. Anamuhalefetin lideri yapmaması gerekir, MHP'nin yapmaması gerekir. Getirsinler bana 'şu hüküm, şu teklif Avrupa'da hiçbir ülkede olmayan gayri antidemokratik tekliftir' desinler tekrar değerlendirmeye hazırım. Çünkü onların hepsini ben okudum, virgülüne kadar okudum."

"Sokağa çağrıda bulunmayın"

"Muhalefet, bu işi, 'sapan taşıyan 2 yıl, silah taşıyan 1 yıla' indirgeyip tartışıyor" denilmesi üzerine Davutoğlu, "Bu sapan denilen şey, keskin veya sert maddeleri daha uzun hedefe, şiddet maksadıyla ve muhatabını öldürecek, yaralayabilecek bir alet. Bu, çocuk sapanı değil. Aynı şekilde molotofkokteyli... Kılıçdaroğlu hiç gördü mü molotofkokteyli sebebiyle otobüste yanan genç kızımızın veya polisimizin yüzünü? Ve bunu savunuyor. Molotofkokteyli savunan bir anamuhalefet partisi lideri olur mu?" değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefetten, düzenlemenin "Avrupa standartlarına aykırı" kısımlarını söylemelerini isteyen Davutoğlu, "Meclis'te söyleyin, cevabınızı alın, yine beğenmiyorsanız 'hayır' deyin. Ama sokağa çağrıda bulunmayın. Meclis'te olması gerekeni sokağa çıkardıklarında, 6-7 Ekim, Gezi olayları oluyor. Meclis'te doğru dürüst kendi kitlelerini temsil edebilseler, zaten o kitleler sokağa çıkmayı düşünmez" diye konuştu.

"Seçimlerde, sizin, 'gel seni milletvekili yapacağız' dediğiniz bir liste var mı? Çok yoğun talep olduğu yönünde haberler çıktı. Biraz bunaltıcı bir tarafı yok mu herkes geliyor, talep ediyor, görüşmek istiyor" sorusu üzerine Davutoğlu, AK Parti'nin siyaset yapmanın en doğal ve verimli mecrası olduğunu, bu nedenle de yoğun talebin bulunduğunu söyledi.

"Bazen her sokak başından veya gittiğimiz yerlerden bir aday adayı çıkacak diye gördüğüm oluyor" diyen Davutoğlu, bunun demokrasinin güzel tarafı olduğunu, talibin çok olmasının kendilerine güven verdiğini kaydetti.

"Emaneti vereceğim kişiyi görmeden vermem"

Davutoğlu, siyasette dengeyi korumanın önemli olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Benim şöyle baktığımda, '8 Haziran günü AK Parti grubu nasıl olmalı' diye kafamda bir tasavvur var. Bu tasavvur şu andakinden farklı olduğu için söylemiyorum, şu anda da bu unsurlar var. Bu unsurların kaybolmaması ya da yenilenmesi itibarıyla söylüyorum. Bir kere temsil kabiliyetinin çok iyi olması lazım. Bölgesel temsil zaten milletvekili adayı üzerinden oluyor, her vilayet seçiyor. Gençlerin, kadınların, değişik sosyal tabakaların temsili... İşadamı da olacak, sendikacı da olacak, öğretim üyesi de olacak, belki öğrenci de olacak, genç de olacak, yaşlı da olacak, bir harman olacak. Özellikle büyük şehirlerimizde genel Türkiye ölçeğinde yansımalar olduğu için, oralarda da kendi iç dengeleri olması lazım. İstanbul'da sadece Konyalılardan, sadece Karadenizlilerden, Güneydoğululardan bir liste yapamazsınız. Bu bir temsil."

Fonksiyonellik bakımından temsilin de önemli olduğunu belirten Davutoğlu, "Devlet tecrübesi olacak bir kesimin. Bir kesimin de teşkilat tecrübesi olacak. Teşkilatı yansıtmadan sadece devlet bürokrasisinden kişileri alırsanız, çok iyi bir vitrin oluşabilir ama teşkilat dinamizmi oraya yansımamışsa, o teşkilata haksızlık olur. Halkın, Ankara'ya nüfuz etmesi imkansızlaşır" diye konuştu.

Kongrelere giderek yön gösterdiğini, teşkilata heyecan verdiğini ifade eden Davutoğlu, il başkanlarıyla bizzat görüştüğünü, emaneti vereceği kişiyi görmeden, emaneti vermediğini söyledi.

"Kimseye, hiçbir şeyi garanti etmem"

Teşkilatlara yeni olmadığını, akademisyenken de çeşitli vilayetlerde konferanslar verdiğini, bazen öğrencilerinin karşısına çıkıp "aday olmak istediklerini" söylediklerini aktaran Davutoğlu, "Biliyorlar ki ben hiçbir zaman ne akademik hayatta öğrenci kayırdım ne siyasi hayatta yakınlığım dolayısıyla herhangi birini kayırırım" dedi.

Davutoğlu, dışişleri bakanlığı döneminde, son mahalli seçimlerde, cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde 20'ye yakın vilayete gittiğini anlatarak, Kütahya, Tekirdağ, Van'da mitingler yaptığını, adım adım gezdiğini ifade etti.

Bürokrasinin Ankara'daki gayreti ne kadar değerliyse teşkilatın, partinin omurgasını tutarken alanda verdiği mücadelesinin de aynı ölçüde değerli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Teşkilatımızdan gelecek unsurlar, devlet tecrübesinden gelenler, gençler, kadınlar, bütün bunlar bir güzel vitrin, tablo oluştursun bütün gayretimiz bu" diye konuştu.

Davutoğlu, seçimler için, bürokrasiden kendi riskini alıp da istifa edenlere "hayır" demediğini dile getirerek, "X vilayetinde, geliyor bürokrasi, şunu bekliyor, 'başbakandan bir izin alıyım'. İzin almak demek, 'milletvekilliğim garanti' demek. Ben kimseye, hiçbir şeyi garanti etmem. Neden? Çünkü şimdiden adayları bilmiyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'da Müslüman Kardeşler Örgütü'ne (İhvan) yönelik baskılar ve İslam dininin IŞİD adlı terör örgütünün kanlı eylemleriyle özdeşleştirilmesine yönelik soruyu yanıtlayan Davutoğlu, "AK Parti'nin elde ettiği başarı Ortadoğu halkları üzerinde büyük bir heyecan yarattı. Arap baharında da Kahire'de olsun, Tunus'ta olsun, Libya'da olsun elde edilen AK Parti'nin sağladığı başarı benzeri bir başarı" ifadesini kullandı.

AK Parti'nin Ortadoğu halkları arasında yarattığı heyecanın kendileri için önemli olduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"İnsanoğlunun bedeni dürtüleri dışında insanı farklı kılan en önemli hususiyeti ve Allahu Teala'nın ona kendisinden bir şey gibi zerk ettiği bir husus yani birçok Esmaül Hüsna'nın insanda tecelli etmesi gibi hususlardan bir tanesi bilinme, tanınma arzusudur. Bilinmek tanınmak kibire gitmediği zaman insani bir husustur. İnsanoğlunun vakar sahibi olması bu sebeple. 'Ben varım, tarihin bir parçasıyım, özneyim' demek ister. İnsan nesneleşmeyi arzu etmez."

"Kendi rızasıyla itaat etmek insanoğlunun tabiatında var. Ortadoğu'daki rejimlerin rızayı yok etmeleri sonucu Ortadoğu halkları sokağa düştü" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"İnsanoğluna öyle bir duygu verilmiştir ki insanoğlu kendisi olmak ister. Birisinin kendisine bir şey dayatmasından rahatsız olur. Kendisi olamadığı zaman insanlıktan uzaklaştığını düşünür. İtaat edecekse teslimiyette olacaksa kendi iradesiyle olsun ister. Rızasıyla itaat etmek ister. Tutup da ona baskıyla 'itaat edeceksin' dediğiniz zaman buna karşı çıkar. Ortadoğu rejimleri rızayı yok ettiler. İdeolojisi Stalinist yöntemlerle kurulan Baas ideolojisine itaat, rızayla olan bir şey değildi. O sebeple kitleler sokağa düştü. Bu anlamda İslam ilk defa bir dinin rıza ile bir sosyal düzen kurmasının en iyi örneklerinden biridir. İslam hiçbir zaman baskıcı olmamıştır. Tevhid inancı bağlamında söylüyorum. İslam'ın herhangi bir ideolojiyi, bir kişiyi putlaştırması mümkün değil. Oradan hareket ettiğinizde Allah'a muhabbetle iman eden birinin de onun yarattığı birine zulüm etmesi mümkün değil. Bizim dinimiz merhamet dini, selam dinidir. Biz böyle bir merhamet dininin temsilcisi olarak siyasete bakıyoruz."

 Davutoğlu, İhvan hareketini halkın desteklediği barışçıl bir hareket olduğu için desteklediklerini anlatarak, şunları ifade etti:

"AK Parti'nin başarısı, barışçıl yöntemlerle bir Müslüman toplumda rıza ilişkisinin doğduğunu gösteren bir örnektir. Yani başarılı oluyorsunuz. Kimseye baskı yapmadan insanlar size oylarını veriyor. Sürekli test ediliyorsunuz. Test edilmeyen rejimler, AK Parti örneğinde bundan çekindiler. Test edilmeden otoriteyle rızası alınmadan baskı ile idare edilen kitleler de heyecan duydular. Bu bir başarı hikayesiydi. Bu başarı hikayesiyle harekete geçen barışçıl siyasi hareketler Mursi ve İhvan o anlamda önemlidir. Yoksa biz hiçbir şekilde ne İhvan hareketinin Türkiye'deki temsilcisiyiz ne de herhangi bir demokratik topluma bu anlamda uzağız."

Davutoğlu, Sünni olmadığı halde İyad Allavi'yi Irak'ta seçimi kazanmış olması nedeniyle desteklediklerini, yine aynı şekilde Lübnan'da seküler bir Sünni olan Fuad Sinyora'yı, Tunus'ta seküler bir Arap siyasi hareketin lideri olan Sipsi'yi sırf halk desteğini alarak seçimleri kazandıkları için desteklediklerini vurguladı.

"IŞİD bir projedir"
IŞİD terör örgütünün, toplumsal tabanı olan barışçıl İhvan hareketi boğularak yerine getirildiğini anlatan Davutoğlu, "İhvan hareketi toplumsal tabanı olan, Müslüman ve barışçıl bir hareket olarak devam etseydi, hep barışçıl yollarla İslam siyasasında bir örnek oluşturacaktı. Onu boğdular, boşalan alana da DAİŞ girdi ve bu birilerinin hoşuna gitti" dedi.

IŞİD'in yaratılmasının bir proje olduğunu kaydeden Davutoğlu, "Çıkış dinamikleri itibarıyla hiçbir proje bir şart oluşmamışsa başarılı olamaz ama böyle bir hareketin proje olmaması da mümkün değil" diye konuştu.

Davutoğlu, IŞİD hareketinin sosyolojisinin, Suriye'deki Beşşar Esed rejiminin baskıları, Filistin'de sürekli tahkir edilmişliğe, ideolojik bir körlük ve zalimce olsa bile duyulan tepkiden kaynaklandığı belirtti.

IŞİD'in Ürdünlü pilotu kafese koyup yakarak öldürmesine de göndermede bulunan Davutoğlu, bir insanın yakılmasının Hz. Muhammed'in sünnetine de aykırı olduğunu söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Savaş durumunda dahi bir insanın yakılması İslam geleneğine tamamen aykırıdır. Hz. Ali ahlakı bu, Kerbela ahlakı bizde. Dolayısıyla burada çok büyük bir oyun var, bir tuzak var. Bu tablo karşısında hepimizin açıkçası İslam dünyasının geleceği konusunda hem kaygılanması hem de çok yoğun bir çabayla bu algı ve siyasi operasyonlara karşı dimdik, dipdiri ayakta olmamız lazım. Ama en önemlisi de hala İslam dünyasında bir ümit olmak, din varoluşunu koruyabilmek için Türkiye'de AK Parti tecrübesini, demokratikleşme ve özgürlük mücadelesini mutlaka başarılı kılmak zorundayız."

"Seçime kesinlikle Konya'dan gireceğim"

Davutoğlu, genel seçime ilişkin bir soruya karşılık, seçime kesinlikle Konya'dan gireceğini, buna karşılık tüm milleti temsil edeceğini vurguladı.

Davutoğlu, sözlerini söyle sürdürdü:

 "Seçildikten sonra herkes Türkiye milletvekilidir. Konya'dan seçilirsiniz ancak seçildiğiniz andan itibaren bütün bir milleti temsil edersiniz. Bu bakımdan hiçbir vilayetin diğerinden farkı yok. Tabii ki ben Konya'dan gireceğim onda hiç şüphe yok, yalnız gelecek dönemle ilgili olarak 2019'da şayet Allah ömür verir yine buralarda olursak bazı vilayetlere meydan okuyucu olacağım. 'Büyükşehir belediyelerinden hangisi Konya'yı geçerse 2019'da ondan girebilirim' diyorum.  Hem Konyalıları teşvik ediyorum, onlara güvenimi yansıtıyorum hem de diğerlerini hayırda yarışa davet ediyorum, hayırlısı bakalım."

"Anketlerde yüzde 48 ile yüzde 52 arasındaki bir banttayız"

AK Parti'nin yaptırdığı seçim anketlerine ilişkin soruya verdiği yanıtta Davutoğu, şu ana kadar 5 ay içinde düzenli olarak her ay, çalışmaları nedeniyle güvendikleri iki-üç anket şirketinin yaptığı çalışmalarda yüzde 48,5'in altını görmediklerini söyledi.

Davutoğlu, "Birçok ankette yüzde 51,5'e kadar çıktığımız oldu. Yüzde 48 ile yüzde 52 arasındaki bir banttayız. Son gelen anketler yüzde 49,5, yüzde 50'yi görüyor. Ama yetmez bizim için bugün AK Parti'li olan vardır, bir de yarın AK Parti'li olacak olan. İnşallah yüzde 50'yi aşar. Bütün vatandaşlarımızın kalbine girene kadar uğraşacağız" değerlendirmesinde bulundu.

    Yorumlar

Tümü Anket
İDAM yasası çıksın mı?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv